Sihir Dolu Bir yolculuk; Radyonun Doğuşu

Pek çok açıdan sihirli bir dönemdir 19. yüzyıl. 1700'lerin sonunda elektronik telgrafın icadı ile zamandan ve mekandan bağımsızlaşmaya başlayan insan ilişkisi ve iletişim için 19. yüzyılda tam olarak MC Luhan’ın dediği üzere “araçlar insanların teknolojik uzantıları” olma yolunda hızla ilerlemeye başlamıştır. Zamandan ve mekandan bağımsızlaşma fikri Yeryüzüne gelmiş eşsiz dehalardan biri Tesla’dan tutun da bugün Radyonun babası olarak bilinen Marconi’ye kadar; gerçekten zamandan ve mekandan bağımsız ve birbirinden habersiz olarak ilgi çekici olmuştur. Hatta öyledir ki Nikola Tesla, Uzaya ses göndermiş ve uzaydan gelen kozmik sesleri dahi kaydedebilmiştir. Ancak bizim bugün burada yazacaklarımız iki katlı bir evin üst katındaki çocuk odasından başlayacaktır.

Henüz küçük bir çocuk evinin odasında oyuncakları ile oynamanın ötesinde, kimine göre haylazca ama sonraları çoğuna göre dahice şeyler yapmaktaydı. Bir gün o odasında oynarken evlerinin zili çaldı. Ama kapıda hiç kimse yoktu. Kapının zili bizzat, odasında oynayan Küçük Guglielmo tarafından çalınmıştı. Üstelik o güne kadar görülmemiş bir şekilde; odasından gönderdiği radyo dalgaları ile. Fakat asıl hikaye böyle başlamayacaktı.

Bu meraklı küçük bir gün evinden çok uzakta bir tepeye bir anten kuracak, tepeden ateşleyeceği tüfeğin sesini uzaktaki evine ulaştırabilecekti. İtalyan Marconi ailesi, çocuklarının bu yaptığından son derece etkilenecek ve küçük oğullarının buluşunu İtalyan yetkililerle paylaşacaktı. Fakat bu fazlaca heyecanlı aileyi dikkate almayacaktı İtalyan yetkililer. Bugünün İtalyasının belki de en büyük kayıplardan biriydi bu.

Her şeye rağmen çocuklarının ve bu sihirli buluşun arkasında duran Marconi ailesi için Birleşik Krallığa doğru bir yolculuk başlayacaktı. Guglielmo Marconi annesi ile birlikte radyosunu İngiltere'ye götürecek, özellikle denizciler ve dönemin İngiliz ordusu bu buluşun önemini hemen anlayacaklardı. Böylece dünya tarihinde bambaşka bir dönem başlamıştı. Artık zamanın herkes için hızlandığı, ses için mesafenin ortadan kalkacağı, dünyanın aşılası engebelerle dolu bir tepsiden bir küreye dönüşeceği yıllar başlamıştı. İngiltere'nin gösterdiği bu önem yankı bulacak ve diğer ülkeler de bu sihirli icadı görmek için ülkeye geleceklerdi.

Sene 1899’u gösterdiğinde Marconi Amerika’ya giderek kendi amerikan rüyasını başlatacaktı. Çünkü o henüz 25 yalında olmasına rağmen artık ticari ve askeri gemiler için telsiz üreten ve cebinde radyonun ticari patentini taşıyan genç bir iş adamıydı, o artık Marconi Amerikan Telsiz Şirketi’nin patronu idi.

20. yüzyıla gelindiğinde ise başka iki genç adam birbirinden bağımsız olarak Kanada ve Fransa’da yaptıkları ile radyoda yeni bir devir açacaktı. Sonraları radyonun altın çağı olarak anılacak bir devri açan da Kanadalı Reginald Fessenden idi. 1906 yılının Noel akşamı Brant Rock’taki Bay Fessenden Efsanesi’ni yaşatacaktı. O gece yaptığı yayını ne kadar uzun mesafeye iletebildiğini deneyecek üstelik yayında bugünün tekniklerini de ilk kez kullanacaktı. O gece, Radyonun kutup yıldızının parlayıp, gökyüzüne çakıldığı gece olacaktı. 

 Fesenden, Noel gecesi bir konserden canlı yayına başlamış, yayın sırasında kendisi de bir şarkı söylemiş ve yayında “Eğer beni duyan birileri varsa, lütfen Brant Rock’taki Bay Fessenden’e mektup yazın” demişti. Gerçekten de ona bir çok mektup yazıldı, mektuplarda yayının Karayip adalarından bile dinlendiği, gemicilerin bilinmezden gelen bu müziği ilk duyduklarında ne kadar şaşırdıklarını öğrenecektik. Bir feedback (geri bildirim) geleneği olarak mektup da kendine sağlam bir yer edinecekti böylelikle.

Fransız Lee de Forest ise 1907 yılında Vacuum Tube (Boşluk Tüpü) adını verdiği bir cihaz geliştirecek ve böylece radyoların çok daha kaliteli ve kesintisiz ses yayını yapmasını sağlayacaktı. İşte bu noktada bugünkü anlamıyla radyo yayınları başlayacak, bir çok ülkede bağımsız radyo yayını denemeleri yapılacaktı. Artık gökyüzünde özgürce uçuşan seslerden oluşan  şilen vardı. Radyonun bu sihirli yolculuğu elbette bundan sonra da bir çok renkle harmanlandı ve bugünkü radyo kültürü ortaya çıktı. Şimdi bir çocuk odasından başlayan bu yolculuğu, kendi anılarımızla da harmanlayarak yeniden ve yeniden yaşamak için radyonuzu açabilirsiniz. Eğer bu yazıyı okuyorsanız lütfen ilk şarkınızı benim için dinleyin.

Daha keyifli bir deneyim için tahtakaledukkan’da yer alan onlarca radyo seçeneğine bir göz atabilir, modern ve nostaljik radyo seçenekleri ile ruhunuza en uygun radyoyu yaşamınıza katabilirsiniz. Öyleyse dostlar; On Air!

Yorum

e-Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Lütfen * işaretli alanları doldurunuz.

*

İçerik Yanı Reklam 3